Oğuzhan GENCER

TERS YÜZ

8/10/2008 ·

TERS YÜZ

O sizin gördüğünüz kadınlar
Güzeldirler ha bereket
Melek kadar masum
Yok canım şeytan kadar şirret

İncedirler aman ne nazik
İçerde zalim nobran
Kıskanç
Dışarıya karşılık.

Temiz… kazısan kir
Karanlığın üstünde zar parıltı
Bir duman bir zifir
Köreltir aklı.

Evlidirler evlerinde evsiz
İyidirler
İçlerine girmeyince nerden bileceksiniz.

Behçet NECATİGİL

Yorum (yok) Yorum yaz!

GÜL TAKINTI

27/8/2007 · Kategori: Siirlerim

GÜL TAKINTI

 

söyle, hiç göremedin değil mi

ardışıklığınla tıkandığım usul-kaygan kaldırımlarda

çok ağır saçlarından sonra beni

derinlemesine beni

göremedin değil mi göremedin,

nerden görecektin hem

nerden görecektin o geniş ardını

 

ya şimdi de bundansa?

bundan dolayıysa ellerimde otlarım

sigara taklidi yapan otlarım

ta ufka kadar yanan otlarım

ta ufkun en koyu rengine kadar yanan

ta beynimin körpe köşelerine kadar

en köşelerine kadar,

bütün köşelere kadar…

 

ama boşver…

ben yine bi şeyler bulacağımdır

bi hikmetler bulacağımdır

eski günler düşürdüm diye

yıllardır nasıl çizdiysen artık

nasıl çizdiysen ellerini

boşver

 

ve boşver

sokaklara çıkacağımdır yine

hepsine birden çıkacağımdır.

 

Oğuzhan GENCER

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

KİM Mİ MUTLU

5/7/2007 · Kategori: Yazilarim

KİM Mİ MUTLU?

 

 ‘’Ah, şu okul bir bitse…’’

 ‘’Ah, şu işten kurtulsam…’’

 ‘’Ah, şu boş zamanlar geçse, bir şeylerle uğraşsam…’’

 …

 Her durumda ‘’bitse, geçse’’ gibi arzularımız beliriyor değil mi? Sıkılıyoruz değil mi?

 İstemiyoruz, yetmiyor! Daha çok rahatlık istiyoruz…  Fakat on kat daha rahatlık olsa da istemeyiz onu! O zaman yine daha çok rahatlık isteriz…

 Yetmiyor demiştim… Evet, yetmiyor ve yetmez! Yüzümüz sürekli gülse de yetmez! ‘’Bakma, deriz, yüzümün güldüğüne…’’ ve devam ederiz cümleye… Aslında o kadar dertliyizdir ki onları anlatmak için karşıdakinin durumuna bakarız… Belki de bir umuttur anlatmak…

 Belki de kelime bulamayız anlatmaya, hiçbir cümle gelmez aklımıza (hani çok dertliyiz ya). Ama ‘’Sorma…’’ dediğimiz de olur…

 Sorma arkadaş, hiç sorma ne kadar sıkıntı sahibi olduğumuzu… Memnun olamıyoruz, tatmin olamıyoruz! Laflarımız çoktur ‘’Ölsem de kurtulsam!’’dır mesela bir tanesi…

 Bir taraftan da ölemeyiz; yapamayız onu, korkutucudur… Adımlarımızı farklı taraflara atmaya çabalarız çaktırmadan… Umutsuzluğumuzun içinde de bir umut ararız… Dünyada saadet ararız derinlerde…

 Ölüm ürkütücüdür, adı bile dert olur çoğuna… Ama laflarımız çoktur dedim ya, kabul etmeyiz işte: ‘’Ölümden mi korkacağım!?’’

 Lakin bir gün biri başarır… Arar bulamayız… ‘’Bu muydu her şey?’’ ‘’Şimdi mutlu mu?’’

 Beklentilerimiz sonumuza mı yönlendiriyor acaba? Sınırsız beklentilerimiz ne yapmaya çalışıyor böyle? ‘Bitse’lerin, ‘geçse’lerin sonu ne?

 Önce:’’Bu bitse de kurtulsam!’’ ‘’Şu geçse başka bir şey istemem!’’

Sonra:’’Ne günlerdi be! Artık geri gelmez!’’ Ardından, yani sonra önceye dönünce, yeni sonraların özlemi mi olacak? O günler de ‘’artık geri gelmez’’ olacak! ‘’Ne günlerdi’’ olacak…

 Geçmişin(gelecek de öyle) zevki, zahmetsizliğinden olsa gerek; andışılığından olsa gerek… Oysa andır anlamlandıran geçmişi-geleceği… An bir çizgi gibi geçer geçmiş olur; gelecek de öyle olacaktır! Şöyle de diyebilir miyiz acaba: ‘’Geçmiş yok, gelecek yok, sadece an var!’’ Diyebilir miyiz ki mutluluk sadece anda varsa var; gülmek sadece anda, ağlamak anda... Diyebilir miyiz: ne varsa anda!

 Bence diyebiliriz…

 Yanlış anlaşılmayayım, ‘’geleceğe yatırım yapmamak lâzım, gelecek gelmeyecek.’’ demiyorum. Ama gelecek ‘an’la gelecek...

 İçinde bulunduğu zamanda, her şeye rağmen mutlu olamayan biri, ne yapsa da mutlu olamaz ilerde…

 Mutlu mu?     

 ‘Yaşadığı anda mutlu olandır mutlu!’

 

Oğuzhan GENCER

Kalıcı Bağlantı Yorum (7) Yorum yaz!

GÖĞE BAKMA DURAĞI

16/6/2007 · Kategori: Ustalar

GÖĞE BAKMA DURAĞI

İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım

Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
İnecek var deriz otobüs durur ineriz
Bu karanlık böyle iyi aferin Tanrıya
Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
Beni bırak göğe bakalım

Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
Tuttukca güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belleyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat
Durma göğe bakalım

 

Turgut UYAR

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

SON SEVDA

11/3/2007 · Kategori: Ustalar

SON SEVDA

 

kuruttuğum çiçek ölülerinden iplerle sabaha asılan boynum
alkolik çocuklarına zamanın ve yaşadığım ıslak hüzünlere uçurtma
yalnızlığı kesiyor bıçakların yarışı yarışı ince belini yağmurun

donan soluğumu göğe yapıştırdım da
gece maviyi rehin bıraktı okyanusa
çamurla oynayan birileri leke kalıyor uykumda
göğsümde kalabalık geçişler
mezarımda tabutlar taşınıyor
kalbim beşik
acemi ateşlerin ihbarlı yatağı
ıssız bir ada

yüzünü aynada bırakıp giden kadın rujlu dudaklarını unuttun yakamda
sanki daha bi kalktı burnu aşkların
ama kanmadım dünyaya zamana kalamadım kalkamadım ayağa
sevdaya açamadım gözlerimi hem kapayamadım
ah ölüm son burgu
çırılçıplak değil henüz şiirin yağmuraltı aşkları gözlerime akan
benden geriye kalan ince bir buğu

 

Kaan İNCE

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

« Önceki ::